tr

Yüksek Öğretim ve Sivil Toplum alanında gerçekleştirilen Avrupa Birliği Projesi Karabük’te gerçekleştirildi.

Yüksek Öğretim ve Sivil Toplum alanında gerçekleştirilen Avrupa Birliği Projesi Karabük’te gerçekleştirildi.

Türkiye’den birçok üniversiteden akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcisi ve üyeleri sivil toplumun yükseköğretim sistemine aktif katılımını sağlamak ve proje kapsamında ön çalışmaları yapılan politika belgesini, strateji belgesini ve yol haritasını tartışmak için Karabük Üniversitesinde toplandı.

Akademisyenler Birliği Derneğinin yürütücüsü olduğu “Sivil Toplumun Yüksek Öğretim Sistemine Aktif Katılımı Projesi”nin ikinci Çalıştayı proje iştirakçisi Karabük Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Çalıştaya, KBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mücahit Coşkun, Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Öğr. Gör. Oya Çepni Önalan, Gazi Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 19 Mayıs Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinden akademisyenler ve temsilcilerin yanı sıra proje ortağı Genç Akademisyenler Eğitim Kültür ve Araştırma Derneği temsilcileri ile birlikte bir çok  farklı STK temsilcisi katıldı.

Ev Sahipliği Yapmaktan Mutluluk Duyuyoruz

Açılış konuşmasında KBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Coşkun “Böyle bir çalıştaya ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Karabük Üniversitesi olarak çalıştaylara şimdiye kadar hep destek verdik ve bundan sonra da her zaman destek vermeye devam edeceğiz.” dedi.

Akademisyenler Birliği Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail ŞAHİN, Akademisyenler Birliği Derneğinin yaklaşık 30 yıldır Yükseköğretim sistemi ve akademik yaşamın problemleri ve geleceği üzerinde faaliyet gösterdiğini, bu proje ile kapsamlı bir çalışma gerçekleştirilerek Yükseköğretim sistemine STK’ların aktif katılımı ile ilgili bir işbirliği modelini ortaya koymayı hedeflediklerini belirtti. Proje kapsamında verilen eğitimlerle STK’ların kurumsal ve örgütsel kapasitelerinin arttırılmasının hedeflendiğini belirten ŞAHİN, “böylece STK’lar Yükseköğretime ve geleceğine daha aktif bir şekilde katılım sağlayacaktır” dedi.

Akademisyenler Birliği Derneği Projeler Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Tayfun FINDIK tarafından proje sunumu gerçekleştirildi. Projenin amaç ve hedeflerini dile getiren Fındık, etkinlikler sayesinde hangi hedeflere ulaşıldığını da aktardı.

Çalışma grubu uzmanlarının sunumlarına, akademisyen ve STK temsilcilerinin ciddi katkıları oldu.

PROF. DR. HALİL TOKCAN YÖKSİM MODELİNİ TANITTI

Tokcan konuşmasında YÖKSİM modelinin altyapısındaki hazırlıklarından bahsetti. Üniversitelerin 3 temel rolünün eğitim öğretim, araştırma ve toplumsal katkı olduğunu vurguladı. Tokcan, “ YÖKSİM modelinin en önemli kısmının yönetim olduğunu düşünüyorum. Sivil toplum kuruluşları nasıl yönetime katılabilir ve yasal mevzuatta bu nasıl olabilir. En kritik noktası budur ve biz de bunun için buradayız. STK’lar bazen yönetimsel konularda söz sahibi olabiliyor ya da bazı durumlarda onlara fikir danışılabiliyor. Ancak bizim amacımız bazen değil her zaman böyle olmasını sağlamak. Yasal mevzuatta bu düşünceler somutlaştırılsın ve resmiyet kazansın. ” dedi.

Proje Koordinatörü Tayfun Fındık şöyle devam etti ; “ Buradaki belgeler, dökümanlar ve sahadan alınan görüşler strateji dökümanı haline getirilip bakanlıkla paylaşılacak, YÖK ile paylaşılacak. Burada yapılması gereken en kritik noktalardan biri politika belgesinin kaliteli bir şekilde oluşturulması. Üniversite senatolarının sivil toplum noktasında bu işin nasıl olacağı nasıl seçileceği hakkında bir yol haritası seçildiği zaman kendi alanlarında uygulanabilir. Esasında varılmaya çalışılan nokta burasıdır.

KAMUNUN POLİTİKA BELGESİ HAKKINDA CİDDİ TECRÜBESİ VAR

Prof. Dr. Mustafa Yıldız Politika Belgesinin ne olduğundan ve ne için hazırlandığından bahsetti. T.C. için politika belgesinin nasıl olması gerektiğini anlattı. Kamunun bu konuda da ciddi bir tecrübesi olduğunu vurguladı.

“STK İLE İLİŞKİLİ KİŞİ SAYISI %2”

Çalışma Grubundan Doç. Dr. Mahmut ÇİTİL, katılımcılardan gönüllülük davranışı üzerine çalışan Zeynep Hanım’ın “insanlar neden bunu yapsın? İnsanları motive edecek şey ne? Ben neden bir akademisyen olarak STK’lar ile birlikte çalışmayı düşünmeliyim. Bunun altı dolduruldu mu?” sorusu üzerine “Ben Özel eğitim kapsamında 1000’den fazla aileyle bir çalışma yaptım. Orada gördüm ki STK ile ilişkili aile sayısı sadece %2. Bu konuda haklısınız ancak projemizin odak noktası bu aşamadan sonra başlıyor. Analiziniz yanlış değil, hatta çok kıymetli ancak belki de bu bambaşka bir projenin konusu.” dedi.

AKADEMİSYENLER VE STK TEMSİLCİLERİ YENİ FİKİRLERE PENCERE AÇTI

Çalışma Grupları sunumlarını tamamladıktan sonra ortaya koydukları modelle ilgili katılımcılardan görüş aldı. Akademisyenler ve STK temsilcileri farklı pençelerden bakarak çalışmalara ciddi katkı sağladı. Çalıştay özelinde dile getirilen bazı hususlar şunlar;

  • “Dijital katılımcılıktan ziyade daha somut ve yüz yüze katılımcılık benim için daha anlamlı daha iyi olur. Mesela STKlar ile düzenli toplantılar yapılabilir. Belirli aralıklarda toplumun nabzının tutulduğu alt zemin hazırlanabilir, bu doğrultuda girişim yapılabilir.”
  • “Zone of Exception teroisi vardır. kriz anlarında kararların hızlıca verilmesi gereken zamanlarda ki; yakın zamanda yaşadık, örneğin pandemi döneminde online eğitime geçilip geçilmemesi konusunda katılımcılık zararlı olacaktı, karar geç alınacaktı vb.
  • “Üniversitenin örgüt şemasında olması lazım böyle bir düşüncenin. Mevzuatta küçük değişiklikler istiyorsunuz anladığım kadarıyla, ama bence buna gerek yok. Çünkü tamamen üniversiteyle alakalı bir durum. Bu araştırma merkezleri âtıl çöplüğe dönüşür bir süre sonra. O yüzden buradaki yöneticiyle alakalıdır. Mesela yönetici bir koordinatör merkezi kurarsa oradakilerin işi sadece bu STK’lar ile iletişimde olmak olsun mesela. Örneğin Üniersitelerde danışma kurulu vardır ve bu ekibin içeriğinin üniversiteden olması zorunluluğu yoktur. STKlardan da birileri olabilir danışma kurulunda. Bu da rektöre vizyon katar. Burası yöneticiyle alakalı tamamen. Dolayısıyla örgüt şemasının masaya yatırılması lazım, arada çok imzası parafı olan durumlar olduğu zaman rektöre ulaşmıyor o. Yani angarya işler olmayacak. Gereksiz kadrolar da mevcut. Bazı kalemler üniversitelerde olmasa da olur yani angaryaya dönüşmüş. Ben genel sekreterlik de yaptım aradaki sıkıntılarını biliyorum. Ama bu kanunla değil, kanunla yaparsan 20 sene sonra olur. Mesela bizimki de aynı anlayışla mevzuatın bize verdiği yetkilerle maliyeti düşük bir şablon var. “
  • “İşte tam da duymak istediğimiz şeyler bunlardı. Bu farkındalığı yaratmaktı hedefimiz. Bir şekilde bu fikri bu düşünceyi aktarmak isteriz. Bizim yaptığımız bu çalışmaların zaten ne zaman resmiyete geçeceğini bilmiyoruz.”
  • “Biz her hafta öğrenci buluşmaları yaparız. Rektör, Rektör yardımcıları her hafta Salı günü gelir öğrencilerle buluşur onları dinler. Bu bir katılımcılıktır.”
  • “En önemli duygunun motivasyon olduğunu düşünüyorum, gönüllülük üzerine kafa yoruyorum. Böylesi bir projede ben bir akademisyen olarak beni motive eden ne. Beni toplum yararına mutlaka katkıda bulunmam mı gerekiyor motivasyon yoksa dini bir motivasyon mu var; Allah rızası için vb. Gönüllülük formal olmak zorunda değil, informal de olabilir. Böyle bir sisteme gerek var mı motive olamadıktan sonra?”
  • “Ancak hocam, böyle bir sistemin kurulması motivasyon anlamında bir güdülenme mekanizması oluşturmaz mı?”
  • “Maalesef ben STKların içerisindeyim ve STKlarda elini taşın altına koyan kişi sayısı az”
  • “Belki haklısınız; ancak bu STKlar ile ilgili bir durumdur. Bizim odak noktamız bu aşamadan sonra başlıyor. Halihazırda kurulmuş olan STKların ve işleyen STKların buralarda yönetime nasıl katılımını artırabiliriz. Projenin odak noktası budur.”
  • “Böyle bir yapıya şundan dolayı ihtiyaç var; mesela YÖK dedi ki doçentlikte dil puanı 100 olacak. Bu bize aykırı, bu kararlar alınırken paydaşların kurduğu STKlardan öneri alınması, görüş alınması lazım. Daha demokratik olabilmesi için böyle bir yapıya ihtiyaç var. “
  • “Ben 1000’e yakın özel öğrenci ailesiyle çalışma yaptım ve sadece yüzde 2 katılım vardı. STK anlamında. Dolayısıyla bu dedikleriniz gerçek ama bu başka bir projenin konusu.”
  • “Times Education Impact Ranking diye geçiyor, bir etki sıralaması var. BM nin 17 tane sürdürülebilirlik ilkesi kapsamında üniversiteniz ne kadar katkı sunuyor gibi bir değerlendirme. Bu tam da bu projeyi kapsıyor. Eğer bu sıralamanın içine girmek istiyorsanız bunları yapın diyorlar. STKlar ile ne yapmış üniversiteler, bunlara bir bakın diyorlar. Detaylı prestijli bir araştırma yapıyorlar. YÖK sadece Green Matrixi biliyor mesela, halbuki bu konuda daha prestijli daha anlamlı sıralamalar var. Bu konuda farkındalık artırılmalı. Bahsettiğimiz değerlendirmeyi YÖK bilmiyordu. Dünyada önemli bir etki sıralaması bu. Aslında YÖK bu değerlendirmelerin görünürlüğünü artırsa faydalı olabilir.”
  • “Bütüncül olarak bakıldığı zaman bu yüz küsürlük rapor. Aldığımız dönütler, gelen geribildirimler genel çerçeveyi yakaladığımızı gösteriyor”
  • “Modelleri politika belgesinde toplumsal katkıyı ortaya çıkardık, güzel. Ama şimdi strateji belgesi ve yol haritasında yapılacaklar şunlar olabilir; yönetime vurgu var mı? toplumsal katkıya vurgu var mı? vb. Bu boşlukları kapatıp bütüncül bir yapıya kavuşturabilir miyiz?”
  • “STKlar diyor ki üniversiteler yapmıyor etmiyor, halbuki yanlış, biz elimizden geleni yapıyoruz fakat gelmiyorlar, asıl ihtiyaç analizini onlar yapmalı.”

Bilgi İçin: 0312 222 56 83, Prof. Dr. İsmail ŞAHİN – Proje Koordinatörü

Proje web sayfası: www.aaucsd.org

akademisyenler@akademisyenler.org.tr 

Leave a Reply